Taraftar Olmak

Güçlü bir taraf olarak geldim bu dünyaya. Ne olduğunu bilmediğim, anlayamadığım bir taraftaydım. Okula giderken sevgili anneciğim beni korumak adına okulda alevi olduğumu söylememem gerektiğini tembihliyordu.

Ama neden? O küçük aklımla bunu bir türlü anlayamadım. Biz kimdik, onlar kimdi? Fark neredeydi? Bu iyi birşey mi, kötü birşey mi, bilemedim, anlayamadım bir türlü…

Erkek çoğunluğu olan bir ailede, televizyonun kısıtlı olduğu günlerde futbol taraftarlığı ile tanıştım. Yüksek sesle bağıran, öfkelenen, coşan, başarı ve başarısızlığı yaşayan taraftarlar…. Bazen korktum, bazen onlarla mutlu oldum. Altı üstü bir oyundu. Neden bu yoğun duygular…. Anlayamadım o küçük aklımla….

Sonra yurtdışı yaşamım… O ülkenin vatandaşları ve yabancılar…. Siyasetteki taraftarlar… İsrail Filistin taraftarları…. Ülkemizdeki güncel durumdaki taraftarlık… Kurban ve karanlık taraftarları…Yaşam ve ölüm arasında taraftarlık… Yaşamımızın her alanında bir taraf ve beraberinde taraftar olma durumumuz var….

Gözlemdeyim, hala bu yaşımda anlamaya çalışıyorum… Fanatik Taraftarlığı hiç sevmedim ancak bazen zorunlu taraftar oldum. Gördüm ki taraf olmak sadece diğer tarafı besliyor. Özellikle de öfkeli bir tarafsanız, öfkenin büyüleyici gücüyle karşı tarafı daha da besliyorsunuz…

Daha da önemlisi, ruhlarımız binlerce yıldır bu oyunda bir o taraf bir bu taraf şeklinde yaşamlar boyunca bu oyuna devam etti. İki tarafı da aslında çok iyi biliyoruz. Özellikle de ne alakası var, ASLA ben o taraf değilim diyenleri, kendi ruhlarının derinlerine biraz inip bakmalarını tavsiye ediyorum. En çokta onlarda var bunun acı hatıraları….

Biz aslında hem o tarafız hem bu taraf… Biz hepsiyiz… İyinin de kötünün de, yaşamın da ölümün de kendisiyiz…. Hepsiyiz….

Artık taraf olma oyununu bırakıp, BİR olma zamanı, birbirimizi destekleme, paylaşma ve birlik olma zamanı…

Post A Comment